20 Şubat 2012 Pazartesi

deneme 1 : yalnızlık

hava güneş açıp karları eritmeyi başarmış..bakmaya doyamadığım güzel beyaz manzara artık yavaş yavaş çamurlu su haline dönüşmeye hazır..ben evimin en güzel köşesinde kahvemle keyif yapıp dışarıyı izlerken hayatın ne kadar hızlı aktığı beni yine şaşırtmayı başarıyor..herkes bir telaş içinde..işe yetişme derdi olan insanlar,okula gitmek için yürümek zorunda olan çocuklar..
ve arada bir görmeye alıştığım ama hiç bu kadar dikkat etmediğim bakkala gidip bir ekmek almak için üzerindeki incecik hırka,ayağındaki terlik,terliğin içinde gizlemeye çalıştığı yırtık çorabıyla dışarı çıkan dede..kimi kimsesi yok mu acaba..hep aynı manzara..hep tek..acaba hep aynı kıyafetleri mi vardı üzerinde..tanışmışlığımız olmasa da varlığını bildiğim biri..arada da olsa görmeye alıştığım bir sima..apartmanların arasında kalmış daracık bir alanda duran kapkara gömülü evde oturuyor..kapısı kapanmıyor evin..evde kendi gibi bir hayli yaşlı..dokunsan anlatıcak, dokunsan ağlicak durumda..bir hüzün..o güzelim ihtişamlı binaların arasında içine sinmiş bir hüzün tablosu..kapının önünde duran ayakkabılığı ve boyama sandığı oraya zincirlenmiş gibi..aslında o sandığın başında duran kimseyi görmemiştim..belki de onundur..belki de beklemekten bıkmıştır..belki çaresizdir..bunları düşünmek için geç kalmış olur mu insan..hep körü körüne mi yaşanır elde olunca..görmez mi kimseyi..dinlemek istemez mi dertleri..işte ağır adımlarla girdiği bakkaldan aynı adımlarla iki büklüm evine gitmeye hazırlanıyor ama ah bir yürüyebilse..belki de hastadır..içimde meraklanan duyguya daha fazla hükmedeyip elimde beyaz üzerine mavi işlemeler bulunan fincanımı camın oraya bırakıp kapıya doğru yol alıyordumki..dışardan inanılmaz bir fren sesiyle olduğum yere mıhlandım..
yine bir kış günüydü..yağmaya doyamayan beyaz kar tanecikleri her tarafı saatler içinde kaplamıştı..ağaçların yaprakları adeta beyazla kaplanmış, bütünleşmişlerdi..tüm çocuklar kapı önünde kar topu oynayıp,kardan adam yapıp yapıp bozuyorduk..babam işte olmasına rağmen eve erken gelmiş..anneme; "size bir sürprizim var kayak yapmaya gidicez toparlanın" dedi..şu bir kaç günlük tatilde annem hasta çocuğuyla uğraşmamak için beni duş almaya gönderdi "hadi çabuk sıcacık bir duş sonrasında saçlarını kurut bak bizimle ışıl teyzenlerde geliyor"demesiyle dünya benim olmuştu..ışıl teyze annemin kuzeniydi..uzun boylu sarışın renkli gözlü çok güzel bir kadındı..büyüdüğümde olmak istediğim kadındı..iki tane de kızı vardı..biri 3 yaşında biri de benimle yaşıt olan Ezgi'ydi..Ezgi'yi sevmezdim çocuk gibi değildi..sert yüz hatları,birleşik kaşları,üzerine giydiği rengarenk kıyafetleri anlamsız bulurdum ama görüşmek istememe rağmen mutlu olmuştum..tek kalmicaktım en azından..Tüm hazırlıklar bittikten sonra Işıl teyzelerle buluşmak için yola çıkıldı..Babam ise buluşma öncesi iki defa Tahsin amcayı arayıp zinciri unutma sakın diye tembihlemişti fakat zincirin araba da olduğunu zanneden babam için durum bir felaketle sonlanmıştı..gidilen tüm yol boyunca babam hem kendisiyle dalga geçti hemde sinirlenip durdu..neyse dikkatli gidersek birşey olmaz gibilerinden birşeyler söylüyorduki yokuş yukarı çıkan yolda kayan bir araba o temkini dağıtmaya yetmişti..Arabamız beyazlarla süslenmiş ormanın içine takla atarak düşmüş ve annemle babam orda can vermişlerdi..o gün bugündür fren seslerinden,ambulans seslerinden hep korkmuşumdur oysaki yaş 40 oldu artık..belki de 40 yaşında bu koca evde hala yalnız kalmamın sebebi kaybetme korkumdur..oysaki yalnızlığımın hep bir bahanesi vardı..annemle babamı kaybettikten sonra kimseye ait olmadım bir süre teyzem, bir süre amcam, büyümeye başlayınca da arkadaşlarla idare etmiş üniversiteye girdikten sonrada hep tek yaşayan başına buyruk biri olup çıkmıştım..kimseye hesabını vermek zorunda olduğum bir hayatım olmadı bu yüzden de bir eşe bir çocuğa özgürlüğümü kısıtlicak her hangi bir canlıya bağlanmak istemiyordum öyleki evimde kuş bile yok..ama ya o yaşlı dede..o kimleri kaybetti..kimlerden kaçtı..belki de merak duymamın en büyük sebebi kendi yaralarımı sarmak istememdir..belki buda bencilliktir..başkasının hayatını kullanmaktır..

turuncu..

Hiç yorum yok: